Ana Sayfa >> RÖPORTAJLAR >> Muhteşem harem kadınları!

Eklenme tarihi : 28-02-2014 22:41:24

Muhteşem harem kadınları!
Seher Özinan

Muhteşem harem kadınları!

Tül peçe üzerinden keskin bakan badem gözler, kıyasıya bir mücadeleye hazırlanıyor! Ressam Seher Özinan

 Özel Röportaj
Kelime anlamı, dokunulmaz, kutsal, yasak yer  harem...  Erkeğin, saraylardan en basit evlere kadar otoritesi altında bulunan hatunlar, cariyeler, çocuklardan oluşan, kendilerine özel yaşam kuralları bulunan mahrem mekanlar onlar. Ak hadım ve siyah hadımların hizmet ettiği,yabancı erkeklerle karşılaşmadan günlük hayatların sürüldüğü aile mekanları. Geçtiğimiz on yıl içinde öncelikle yönetmen Ferzan Özpetek’in eşcinsel ilişkilere dikkat çektiği, Harem Suare’si unutulmuştu ki; bu defa Muhteşem Yüzyıl dizisi yayına girdiğinde harem kadınları tartışmalı bir şekilde gündeme geliverdi. Dizi, harem mahremiyetini arkasında hırs, güç, entrika oyunlarının cereyan ettiği muhtemel hikayelerle, Osmanlının bilinmeyen bir bölgesine çevirdi set ışıklarını. Niyetimiz bunları tartışmak değil elbet. Fakat harem kadınlarını işleyen başka bir sanatsal etkinliği paylaşmak istiyoruz. Kısaca da olsa Ressam Seher Özinan’ın harem kadınları portre serisini tanımaya davet ediyoruz sizleri.  Şık kıyafetler giyinmiş muhteşem harem kadınları, tarihin mahrem odalarında dışarıya kapalı bir dünyada,  tül peçe üzerinden  keskin bakan, badem gözlerle, birbirleriyle kıyasıya bir mücadeleye hazırlanıyor sanki... Ressam Seher Özinan, gerçek 24  ayar altın ve 12 ayar beyaz altın tozuyla parlatıyor “Harem Kadınları”nı  tablolarında…      
 
 
Ressam Seher Özinan’ı kısaca tanıyalım?
 
 Seher Özinan:
 Konya’da dünyaya geldim. Ortaokul yıllarından üniversiteye kadar geçen dönemde o kadar çok resim yapmıştım ki sayısını hatırlamıyordum. Lise yıllarıyla birlikte evimize astığım resimleri görenlerin yüreklendirmesi, gazetelerde okuduğum kültür-sanat sayfaları, Güzel Sanatlar Akademisi’ne gitme düşüncesini oluşturmaya başladı. Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nda öğrencilik ve reklam sektöründeki çalışma döneminden sonra 1988’de moda ve tekstille haşır neşir olacağım bir İtalya sayfası açıldı hayatımda.
 
 Her ne kadar kumaşlarla içiçe bulunduysam da belirli sanat camiasından arkadaşlarım vardı. Sanat bir şekilde beni bırakmıyordu. Hatta, 1992’de Roma’da, Türkiye’de çalıştığım ajansın sahibi olan değerli fotoğraf sanatçısı Hüseyin Özdemir’in fotoğraf sergisini gerçekleştirme şansına sahip oldum. Daha sonra 1997’de harem kadınlarıyla başlayan uzun bir araştırma ve çalışma dönemi sonucunda, Roma’da başlayan sergilerim, Trieste, İstanbul, Ankara, Paris, Berlin dolaşmaya başladılar.
 
 
Seher hanım, hangi tekniklerle, hangi tür  resimler yapıyor?
 
 Seher Özinan:
 Harem kadınlarıyla ilgili eserlerimi  karışık teknikle çalışmaktayım. 
 
 
Hangi malzeme veya materyaller kullanıyor?
 
 Seher Özinan:
 O zamanlar araştırmalarıma Roma’da başladığım için el yapımı kağıtları ve boyaları da oradaki kırtasiyelerden almıştım. Kağıtlar da ayrı bir araştırma konusu olmuştu benim için. Guvaş, akrilik, 24  ayar altın ve 12 ayar beyaz altınla çalışmaktayım. 
 

 Şimdiye kadar kaç sergi açtınız?
 
 Seher Özinan:
 8 kişisel sergi açtım, 8 karma sergide bulundum.
 
 
Bu sergilerde hangi temaları işleyen grup resimleri yaptınız?
 
 Seher Özinan:
 Resimlerim harem kadınları üzerine olduğu için tema; kadın ve zaman üzerine kuruluydu.
 
 
Harem Kadınları’nı ne zaman hazırladınız?
 
 Seher Özinan:
 Harem kadınlarıyla ilgili araştırmalarımı daha önce de  belirttiğim gibi 1997’lerde Roma’da başladım. Uzun bir araştırma dönemi oldu. Türkiye’ye gelerek eserlerimi değerli tarihçilerimizin görüşlerine sunma fırsatına da sahip oldum. Ve 2001 yılında Roma’da Türkiye Büyükelçiliği’nin desteğiyle ilk sergimi gerçekleştirmiş oldum. Bu sergi daha sonra Trieste, Roma Palazzo Brancaccio, Topkapı Sarayı, Ankara Etnografya Müzesi, Paris, Roma’da Palazzo della Sapienza ve Berlin’e taşındı.
 
 
Neden harem kadınları ?
 
 Seher Özinan:
 Harem kadınları üzerine çalışmamın o kadar çok nedeni var ki... Öncelikle Roma’da yaşadığım dönemde Türk olduğum için çok fazla sorulan soruların başında geliyordu harem. Doğunun cazibesi, gizemi bazı kavramlar üzerinde kilitleniyordu. “Kadınlar halen peçe takıyor mu, erkekler 4 kadınla evleniyorlar mı ?”
 
 gibi. Anlatacak o kadar çok şey vardı ki sanıyorum bunu, en güzel gerçekleştireceğim bir sergiyle anlatabilirdim. Araştırmaya başladım. Roma’da kütüphaneleri filan dolaşıyorum. Bu arada Türkiye’den edindiğim kitap ve kataloglar, belirli dönemlere ait Osmanlı kadın giysileri ve desenleri konusunda bir hayli ilerlememi sağladı. Araştırmalar, eski çağlarda kadın yaşamına kadar inmeye başlamıştı.
 
 Düşündüğüm, harem hakkında bir bilgilendirme sergisi olmanın yanında kadın sorunsalıyla da çok sıkı bir bağlantıyla yol alınmaktaydı.
 
 Tüm bu çalışmalar sonucunda Osmanlı desenleriyle harmanlanmış farklı yüzyıllardan harem kadınları resimleri ortaya çıkmaya başladı.
 
 Ve nihayet, sergi için hazırladığım metinle; harem nasıl başladı, nasıl sona 
erdi, kurulan Türkiye Cumhuriyeti’yle modern Türk kadınının ulaştığı noktayı, sanıyorum batı dünyasına anlatabildim.
 
 
Harem Kadınları, Muhteşem Yüzyıl dizisiyle tartışmalı bir şekilde gündeme geldi. Siz ne düşündünüz tartışmalar yapılırken ?
 
 Seher Özinan:
 Harem, dışarıya kapalı bir dünya ve Osmanlı haremi hakkında çok az şey biliniyor. Hikaye ve senaryo olarak ticari amaçla kurgularak çekilmiş bir dizi var karşımızda. Çok şey konuşuldu dizi hakkında, örneğin giysilerin o dönemi iyi yansıtmadığı, haremin daha ağırbaşlı bir yer olduğu gibi... Ben şunu ekleyebilirim, çok fazla şık bir dizi film, izleyiciyi her açıdan çekmesi düşünülen.
 
 İlerleyen zamanla tarihi filmler konusunda çok daha yerine oturmuş, güçlü filmler yapılacağına inanıyorum. 
 

 
Sizce de harem, harem kadınlarının, dizide de gösterildiği gibi hırs, güç, entrika oyunlarının oynandığı bir ortam mı ?
 
 Seher Özinan:
 Her ne kadar harem hakkında az şey bilinse de, bu kadar kadının ve kendilerini beğendirmek istedikleri bir Hünkarın yaşadığı ortamda kıskançlık ve entrikanın olması kaçınılmaz.
 
 
Peki tablolarınızda gördüğümüz portreler, harem kadınlarını bize nasıl anlatıyor ?
 
 Seher Özinan:
 Harem kadınları sarayda Osmanlı desenleriyle, Kur’an’la, müzikle, dansla içiçe yaşıyorlardı. Minyatürlerden çokça etkilendiğim kadınları bu desenlerden kopartamazdım. Bu kadınları anlatırken yaşadıkları dünyaya ait izler olması gerekiyordu.
 

 Bu tabloları çalışırken kullandığınız teknik ve malzemelerle hangi duygu ve düşünceleri yüklemek istediniz ?
 

 Seher Özinan: Kağıdın dokusu ve teknik, temanın eskiliğini, tarihte kaldığını anlatabilmeliydi. Bu nedenle malzeme ve teknik de ayrı bir araştırma konusu olmuştu. Biraz zamanımı almış olsa da harem kadınlarıyla böylesine güzel örtüşen, kendine özgü bir tekniğe ulaşabildiğim için memnunum.
 
 
Sergilerinizden aldığınız tepkiler nelerdir ?
 
 Seher Özinan:
 Yurt dışı sergilerinde kadınları hüzünlü buldular. Eserlerin tekniğinden etkilenenler oldu.
 
 Örneğin bir sergime modern giyimli İranlı bir karı-koca gelmişti, sergiden çıktılar tekrar geldiler, o kadar hüzünlenmişler ki, imza defterine “Bu sergiyle bizi öylesine uzak yerlere götürdün ki, çok teşekkürler” şeklinde bir not yazmışlar.
 
 İtalyan bir avukat, Kanuni Sultan Süleyman’ın da resmi olmak üzere bürosunu tamamen harem kadınlarıyla kapladı. İtalyan eleştirmenler “modern minyatürler olarak” nitelendirdiler resimleri.
 
 
Günümüzde artık herkesin dilinde olan Hürrem Sultan, Mahidevran Sultan, Mihrimah Sultan, Hatice Sultan, Gülfem Hatun gibi,  muhteşem harem kadınlarının resmedildiği yeni bir harem kadınları serisi düşünür müsünüz ?
 
 Seher Özinan:
 Böyle bir seriyi çalışmayı henüz düşünmüyorum. Dikkat ederseniz resimlerime hiç Sultan ismi vermedim. Tablolarım belirli yüzyıllara ait gözdeler, cariyeler, kadınefendiler şeklinde isimlendirildiler. Bazı kadın sultanların yapılmış tablolarının günümüze kadar gelmiş olduğu söylense de, tarihçilerimiz bu konuda kesin bir şey söyleyemiyorlar. Bu nedenle bir sanatçı bu sultanları gerçeklikten uzak ancak kendi hayal gücüyle resmedebilir. 
 
 
Hürrem Sultan, Mahidevran Sultan’ı aynı kare içine resmetmeniz gerekse bu karedeki en önemli unsur ne olurdu ?
 
 Seher Özinan:
 Koyu kırmızı, iktidarı temsil eden renk olurdu.
 
 Seher Özinan ve Harem Kadınları tabloları hakkında daha fazla bilgi için  http://www.seherozinan.com.tr kişisel web sitesini ziyaret ediniz.


 Kaynak: binfikir


Yorumlar

[ Yorum Yaz ] 

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorumu siz yapın...
İlginizi çekebilecek Diğer RÖPORTAJLAR Haberleri
Paylaş
Çok Okunan Haberler
Etiketler